Featured

Hoşgeldim Yeni Ben!

Öyle bir yolculuk hayal edelim ki, yeryüzünde milyonlarca insan aynı istikamette gidiyor fakat hiçbirinin yolculuk serüveni birbiriyle aynı değil, aynı yol üzerinde gördüğü manzaralar bile birbirinden çok farklı.

Bu yolculuğun benim için sözlük anlamı “ebeveynlik” 🙂 Ama ebeveynliğin derinlerine inmeden önce kendi blog yolculuğumun girişini yapmak isterim. 🙂

Yazmak bazen bir ilhama kapı açıyor bazen de dünyanın herhangi bir yerindeyken bile yalnız olmadığınızı hissettiriyor “yazılanları” okumak. Ben de tabiri caizse önbelleğimin dolduğunu hissettikçe yazmaya koyulurum; yenilendiğimi hissederim böylece.

Yazdıklarına pek sadık olamayan biri iken ben, canım Rüvi’nin (thedeepi/derin ben) bir yazısına yorum bırakmak isterken kendimi yeni bir hesap açmış olarak buldum ve yine Rüvi’nin verdiği ilhamla karşınızdayım 🙂 Çoğu zaman bir iç ses olarak akıp giden düşünceleri daha fazla ziyan etmeme vakti artık, onları biriktireceğim resmi bir kumbaram var ve inşallah bir gün “geri dönüşüm”leri olacaktır 🙂

Evet ne diyordum ebeveynlik… Yazmak söz konusu olduğunda bana en güzel ışık tutan sahnelerden biri. Boyutu çok geniş bir “önbellek” var bu kez ortada ama paylaştıkça çoğalacağına inandığım bakış açıları için buradayım. Her yeni bir bakış açısı empati kurabilmek ve giderek büyüyen bir merhamet denizine açılmak demek aslında. Popülerizmin ruhlarımızı acımasızca erittiği şu zamanda büyük resimleri görebilmeye daha çok ihtiyacımız yok mu sizce de?

Hemen her mecrada karşılaştığımız “en çok anne olmayı sevdim bu hayatta” düsturuyla karşınıza geçme niyetinde de değilim. Duraklarımızın hepsi benzersiz ve hepimiz için ayrı tahsis edilmişken, yaşamı sadece ebeveynlikle ya da annelikle etiketlemek doğru olmaz.

Allah kısmet ederse daha başındayım ebeveynlik yolculuğunun fakat o kadar fazla keşfedilecek şeylerle dolu bir yol imiş ki bu, yazmadan edemeyeceğim 🙂 Kendi tecrübelerimi ve yaptığım çıkarımları paylaşacağım, aynı zamanda Aslı’ma notlarım da olacak.

Bu “level” (annelik) bana, bize çok sürpriz bir şekilde geldi ve her “level” başında olduğu gibi eyvah bu da ne! Nasıl olacak şimdi? Demedik mi? Dedik! Şifreler ve ipuçları kalbimizde saklıymış meğer oyunun bu kısmında, mantık her zaman kar etmiyormuş burada ve herkesin kendine özel bir bölümmüş bu. En kıdemlinin bile oyuna yeni gelenlere tavsiyeleri çoğu zaman sinir bozucu olabiliyormuş. Tam da bu sebeple amacım kimseye burda tavsiye vermek olmayacak; bazen hatta sıklıkla girdiğimiz labirentlerde yalnız olmadığımızı, hiç değilse yansımalarımızı görebileceğimiz bir alan olmasına niyetliyim.

Dolu dolu 28 yaşında anne oldum. Şimdi 30.5 yaşındayım 🙂 Herşeyin doğru bir vakitle takdir edildiğini bilsek de “keşke daha önce olsaymış” denecek cinsten bir bölüm benim için çok şükür. Anne olmadan önce çocuklara o kadar da düşkün olmayanlardandım açıkçası, dışarıda rast geldiğim çocuklara içten içe diş sıkmaz, dudak ısırmazdım. Varın düşünün benim için nasıl bir değişimin geldiğini. O yaşımın da toyluğuyla kolayca teslim edemedim kendimi bu sürprize. Taa ki bu mucizeyi hissedebilme ve yaşayabilme şansı verilene kadar.

Hoşgeldin Aslı’m, hoşgeldim yeni ben! 🙂

Yeni Bölüm

“Çok ciddi bir sorumluluk bu!” Diye kendi kendimi yediğim çok zamanlar oldu. Henüz savunmasız olan ve çok masum bir canlının sorumluluğu verilmişti. O iyiyse ben de iyi olacaktım, bir bedende iki kişilik bir hayat başlamıştı artık ama korkularım ve kaygılarım yaradılışımdan daha büyük değildi bunu anladım ve yine yaradılışımız gereği herşeyin mükemmel olması da gerekmiyordu, olamıyordu zaten.

İtiraf etmem gerekirse çevremdeki kişilerin farklı ve güçlü olduklarını düşündüğüm yönlerine özenir neden bu bende böyle değil diye kendi kendime hayıflanırdım. Anne olduktan sonra bu durum katmerlendi; etraf “mükemmel anneler”le doluydu malum 🙂

Çocukluk, ergenlik, yetişkinlik derken bir rutinmişçesine gelen evlilik ve çocuk sahibi olmak sanki aynı şeyleri yaşadığımız; aynı olmalıymışız hissini veriyor ama hayatlarımızın değişkenleri ve özelleri çok fazla. Derslerimiz bir, sınav sorularımız farklı. Bunu kabul ettiğimden beri kendime daha merhametli davranmaya çalışıyorum. Bende mevcut olan güçlü yanları farketmeye ve sabitlemeye çalışıyorum. Diğerleri bana ancak ilham olabilir çünkü, kendimi dibe çekmeme sebep olmamalı. Gelin bu yepyeni bölüme eşsiz olduğumuzu hatırlamakla başlayalım. Özenle yaratıldığımıza kalpten inanalım. Bize diğer insanlardan bir iyilik ya da kötülük gelecekse buna bizim zemin hazırladığımızı görelim ve gayretlerimizi de yanımızdan hiç ayırmadan ilahi akışa kendimizi teslim edelim ❤️

Avuç içi kadar mutluluk yeter ❣️